Bağışıklama

Bağışıklama ile İlgili Terimler (Sözlük)

Antikor (antibody) Antijen özelliğine sahip çeşitli moleküllere karşı bağışıklık sistemi hücrelerinin ürettiği protein. Antikor üretimi bağışıklık sisteminin temel işlevlerinden biridir ve antijenlere karşı bir savunma mekanizması oluşturur. [1]

Aşı Bazı bulaşıcı hastalıklara karşı koruma sağlayan maddelere verilen isim. [1]

Bağışık Bir hastalığa veya alerjik duruma karşı dirençli olma durumu. [2]

Bağışıklık Vücudun hastalık veya alerji oluşturan etkene karşı önceden direnç kazanması hali. [2]

Bağışıklık kazandırmak Vücutta yapay bir bağışıklık durumunun oluşması, yani belirli enfeksiyon etkenlerine karşı bir direncin açığı çıkması. Bağışık sistemiyle ilgili savunma mekanizmalarının çeşitli biçimlerde harekete geçirilmesiyle oluşturulur. [2]

Bağışıklık sistemi Vücuda zarar verebilecek yabancı maddeleri tanıyan ve yok etmeye çalışan hücre ve organlar, immün sistem. [4]

Boğmaca Çocuklarda görülen aniden gelişen şiddetli öksürük nöbetleri ile kendini gösteren, Bordetella pertussis’in neden olduğu bulaşıcı bir solunum sistemi hastalığıdır. [2]

Bulaşıcı Bir kimseden diğerine geçici; sâri. [2]

Çiçek hastalığı Deri üzerinde sonradan irinleşip kabuk bağlayan ve kabukların düşmesiyle iz bırakan virüslerin neden olduğu ateşli bir hastalık. [2]

Çocuk felci Omurilik boz cevherinin iltihabı, genellikle çocuklarda görülen ateş, baş ağrısı, kas ağrıları, bulantı, kusma ile aniden başlayıp ağır şekillerinde kaslarda felce kadar uzanan virüslerin neden olduğu bir hastalık. [2]

Difteri/Kuşpalazı Corynebacterium diphtheriae’nın sebep olduğu boğaz mukozasında sarımsı beyaz cerahatli zarların oluşması, bakteri toksinlerinin kana geçmesi sonucu ateş ve toksik belirtilerle seyreden ani gelişen enfeksiyöz hastalık. [2]

DBT Difteri, boğmaca, tetanoza karşı kullanılan 3’lü aşı. [5]

Ensefalit Beynin iltihabi lezyonu. [1]

Eradikasyon: Yok etme [4]

Grip Halsizlik, ateş, öksürük, nezle ve baş ağrısı ile belirgin virüslerin neden olduğu ani gelişen enfeksiyöz hastalık. [2]

Haemophilus influenza tip B (Hib) Hib bütün dünyada yaygın görülen bir bakteri türüdür. Üst solunum yollarında belirti vermeyen kolonizasyondan ciddi yayılmacı hastalıklara dek geniş bir yelpazede enfeksiyonlara yol açar. [3]

Hepatit A Hepatit A, hepatit olgularının %20-40’ ını oluşturan, genellikle çocukluk çağında geçirilen, yüksek derecede bulaşıcı, bulaşmanın ağız yoluyla gıdalarla olduğu, Hepatit A virüsünün neden olduğu bir hastalıktır. [3]

Hepatit B Aynı adı taşıyan virüsün karaciğere yerleşip orada çoğalarak karaciğeri tahrip etmesi ile ortaya çıkan bulaşıcı bir hastalıktır. Hepatit B ayrıca aşı ile korunulabilir hepatitler içerisinde tek kronikleşen (müzminleşen) hepatit tipidir. [3]

İnokülasyon Bir organizmaya tedavi, tanı ya da deneysel amaçlarla ilaçların ya da başka maddelerin verilmesi. [1]

Kabakulak Kulakaltı tükrük bezinin iltihaplanarak şişmesi ile belirgin ateşle seyreden bulaşıcı virüslerin neden olduğu hastalık. [2]

Kızamık Yüksek ateş, nezle, gözlerde sulanma, deride küçük kırmızı döküntülerle belirgin, aniden gelişen, virüslerin neden olduğu bulaşıcı bir hastalık. [2]

Kızamıkçık Hafif ateşle beraber deride küçük kırmızı döküntüler gösteren kızamığa benzer fakat kızamığa oranla daha hafif geçen ve kısa süren virüslerin yol açtığı bulaşıcı bir hastalık. [2]

KKK Aşısı Kızamık, kızamıkçık, kabakulak’a karşı kullanılan aşı. [3]

Kolera Vibrio cholerae tarafından meydana getirilen sulu ishal sonucu aşırı su ve elektrolit kaybı, bacak kaslarında kramplar, ateş ve bitkinlikle belirgin ağır barsak enfeksiyonu. [2]

Konjuge pnömokok aşısı (KPA) Pnömokoklara karşı yapılan aşı. Pnömokoklar bir çok enfeksiyon hastalığının en sık rastlanan etkenidir. Pnömokokların neden olduğu enfeksiyonlar; ciddi pnömoni, sepsis ve menenjit gibi invazif enfeksiyonlar yanında otitis media, sinüzit ve hafif bakteriyemidir. [3]

Kuduz Başta köpek olmak üzere kudurmuş hayvanların ısırmasıyla meydana gelen özellikle merkezi sinir sisteminde ağır tahribatla belirgin öldürücü ani gelişen virüslerin neden olduğu bir hastalık. [2]

Maruz kalmak Bir olay veya bir durumla (örn. Hastalık) karşı karşıya olmak. [4]

Menenjit Meninkslerde, yani beyni ve omuriliği saran zarlardaki iltihabi süreç. [1]

Mikrop Mikroskobik boyutlardaki canlıları belirtmek için kullanılan genel terim; mikroorganizma. [1]

Pekiştirici aşı Aşı koruyuculuğun olabilmesi için her aşıda farklı zaman aralıkları ile rapel (tekrar )doz uygulaması yapılmalıdır. Bu süre grip için her yıl, tetanoz için 10 yılda bir gibi farklı olabilmektedir. [3]

Sarı Humma Sivrisinek aracılığıyla insana geçen bir virüsün neden olduğu yüksek ateş, sarılık ve bitkinlikle belirgin ani gelişen bir enfeksiyon hastalığıdır. [2]

Sarılık Kandaki bilirubin düzeyinin yükselmesine bağlı olarak mukoza ve derinin sararması. [1]

Sıtma Plazmodyum cinsi parazitlerin neden olduğu belirli aralıklarla tekrarlayan titremenin eşlik ettiği ateş nöbetleri ve dalak büyümesiyle seyreden bir hastalıktır. Anofel cinsi dişi sivrisineğin ısırması ile insana geçer. [2]

Suçiçeği Çocuklarda, çiçek hastalığına benzer deri döküntüleri ile birlikte ateşe neden olan virüslerin yol açtığı bir hastalık. [2]

Td Tetanoz ve erişkin tip difteri aşısı. [3]

Tetanoz Clostridium tetani’nin neden olduğu kaslarda tonik kasılmalar, sertlik ve çene kilitlenmesi ile belirgin, öldürücü, ani gelişen bir enfeksiyon hastalığıdır. [2]

Tifo (kara humma) Salmonella typhi’nin sebep olduğu yüksek ateş, barsak mukozasındaki iltihaba bağlı diyare, dalak büyümesi, göğüs ve karın derisi üzerinde kırmızımtırak lekeler oluşmasıyla belirgin ani gelişen bir enfeksiyon hastalığıdır. [2]

Vezikül Bir deri lezyonu. Deriden kesin sınırlarla ayrılan kabarık epidermis hücreleri arasında bir sıvının toplanmasıyla belirlenir. [1]

Virüs 20-30 ila 400 nm boyutları arasında, ışık mikroskobunda görülemeyecek kadar küçük enfeksiyon etkenleri. Virüsler çoğalmaları için gerekli olan yapılardan ve enzimlerden yoksun oldukları için hücre içi asalaklarıdır; çoğalmak için canlı hücrelere gereksinim duyarlar. [1]

Zatürre (pnömoni) Akciğer dokusunun iltihabı. Çeşitli hastalıklar sırasında hastalık yapıcı bir mikrobun kan ya da lenf yoluyla akciğere yayılması sonucunda ortaya çıkar. [1]

Referansl
1) Medicana Genel Sağlık Ansiklopedisi, Cilt 12, Tıp Sözlüğü, İstanbul 1993
2) Kocatürk U., Açıklamalı Tıp Terimleri Sözlüğü, Ankara 1999
3) İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü web sitesi, http://www.istanbulsaglik.gov.tr, Erişim Tarihi: 26.07.2012
4) Türk Dil Kurumu, Büyük Türkçe Sözlük, http://tdkterim.gov.tr/bts, Erişim Tarihi: 26.07.2012
5) Aksaray İl Sağlık Müdürlüğü, Sağlık Bakanlığı Çocukluk Çağı Aşı Takvimi 2011, http://www.aksaraysm.gov.tr/Guncel_Asi_Takvimi.asp, Erişim Tarihi: 26.07.2012

Aşılanmanın Önemi

Aşılanmanın Önemi

Toplum sağlığı için en önemli unsurlardan biri hastalıkların önlenmesidir. Her zaman, bir hastalığı önlemek, hastalık oluştuktan sonra onu tedavi etmekten daha iyidir. Aşılar, aşılanan kişilerde sadece hastalık oluşmasını önlemekle kalmaz, aynı zamanda aşılanmamış kişilerden de hastalık bulaşmasından korur.

Aşılar, bulaşıcı hastalıkları önlerler ve hayat kurtarırlar. Aşılar çiçek, çocuk felci, difteri, tetanoz, kızamık gibi bir zamanlar çok sık görülen bir çok hastalığın kontrol edilmesini sağlamıştır.

Aşılar genellikle hastalıklara sebep olan mikropları veya bunların parçalarını içerirler, ancak aşılardaki bu antijenler öldürülmüş veya zayıflatılmış olurlar. Kas veya yağ dokusuna enjekte edildikleri zaman, hastalık semptomlarını ortaya çıkaramazlar ama bağışıklık sisteminin savunmasını harekete geçirerek hastalığa karşı antikor oluşmasını sağlarlar. İleride hastalıkla tekrar karşılaşıldığında vücut bu üretilmiş antikorlar sayesinde tekrar savunmasını harekete geçirir. Sonuç olarak, aşılanma ile çocuklar hastalıklar oluşmadan önce bağışıklık kazanırlar.

Referans :
Centers for Disease Control, How Vaccines Prevent Diseases, CDC web sitesi http://www.cdc.gov/vaccines/vac-gen/howvpd.htm#why, Erişim Tarihi: 26.07.2012

Çocukluk çağı aşıları neden önemlidir?

Yenidoğan bebeklerin annelerinden aldıkları antikorlar sayesinde pek çok hastalığa karşı bağışıklıkları olduğu doğrudur. Ancak, bu bağışıklık bir ay ile bir yıl arası bir süre içinde kaybolur. Ayrıca aşıyla önlenebilir bir çok hastalığa karşı da anneden geçen bir bağışıklık bulunmamaktadır.

Bir çocuk aşılanmadan bir mikroba maruz kalırsa, vücudu o hastalıkla savaşmak için yeterince güçlü olmayabilir. Aşılardan önce, bir çok çocuk boğmaca, kızamık ve çocuk felci gibi hastalıklardan dolayı ölmekteydi. Bu mikroplar günümüzde hala mevcut olmakla birlikte, bebekler artık aşılarla korundukları için bu hastalıklar eskisi kadar sık görülmemektedir.

Çocukları bağışıklamak, hastalık mikroplarının çevrede dolaşmasını ve bulaşma riskini azaltır. Böylece sadece aşılanan çocukları değil tüm toplumu, özellikle de bağışıklık oluşmamış kişileri korur. Bağışıklık oluşmamış kişiler, henüz yaşı aşılanacak kadar büyümemiş bebekler olduğu gibi bazı tıbbi nedenlerden dolayı aşılanamayan ve bağışıklık yetmezliği olan kişiler olabilir. Bağışıklama ayrıca hastalıkların yayılmasını ve salgın oluşumunu yavaşlatır, hatta durdurur.

Referans :
Centers for Disease Control, How Vaccines Prevent Diseases, CDC web sitesi http://www.cdc.gov/vaccines/vac-gen/howvpd.htm#why, Erişim Tarihi: 26.07.2012

Tarihçesi

Tarihte ilk aşı uygulayan toplum Çinlilerdir. Türkler Orta Asya’da komşuları olan bu ulustan o tarihlerde har salgında onbinlerce insanın ölümüne neden olan çiçek hastalığına karşı, hastalığa yakalanmış kişilerin derilerindeki vezikülleri (deri lezyonları) içeren sıvıyı kullanmayı öğrendiler. O dönemde alınan sıvı fındık veya ceviz kabuklarının içinde kurutuluyor ve hastalık geçirmemiş kişilerin derileri iğneyle çizildikten sonra, üzerine damlatılıyordu. Varyolasyon adı verilen bu yöntem Türkler’in göç etmesiyle batıya taşındı.

1630’lu yıllarda çiçek aşısının Osmanlı İmparatorluğu’nda uygulandığı belgelenmiştir. 1717’de İstanbul’daki İngiltere elçisinin eşi olan Lady Montague, kendisi de çiçek hastalığı geçirmiş olduğundan, bu aşının İstanbul’da yaygın şekilde kullanıldığını görmüş ve çocuklarını aşılatmıştı. Lady Montague, hem İstanbul’dan yazdığı ve tarihe “Şark Mektupları” olarak geçen mektuplarla hem de Londra’ya döndükten sonra bizzat kendisi çiçek aşısını İngilizlere tanıtmıştır.

1796’da Edward Jenner İngiltere’de inek çiçeği geçiren hastalarının çiçek hastalığına karşı korunduklarını fark etmiş ve inek çiçeği olan bir hastasının vezikül sıvısını sağlıklı bir kişiye inoküle etmiştir. Daha sonra bu kişiye gönüllü olarak çiçek mikrobu verildiğinde hastanın çiçeğe karşı korunduğu gösterilmiştir. Çalışmalarını 1798’de “Variolae Vaccinae” başlığıyla yayınlayan Jenner, inek çiçeğinin geçişinden sorumlu maddeye Latince inek anlamına gelen vacca’dan yola çıkarak vaccin; aşı, çiçeğe karşı korunmak için yaptığı bu işleme de “aşılama” adını vermiştir. Jenner’ın bu yöntemi kısa sürede benimsenmiş ve 10 yıl içinde çiçek hastalığına karşı tüm dünyada aşılama çalışmaları başlatılmıştır.

Jenner’dan yaklaşık 100 yıl sonra Fransa’da bir kimyager olan Louis Pasteur kuduz bir köpek tarafından ısırılmış bir çocuğu aşılayarak başarılı olmuştur. Dünyada çok takdir görmese de kuduz aşısının keşfinden sadece üç yıl sonra İstanbul’da 1887 yılında kurulan Kuduz Enstitüsü’nde kuduz ve çiçek aşısı üretilmeye başlanmış ve bu merkez dünyada üçüncü, doğu ülkelerinde ise ilk kuduz hastalığı tedavi merkezi olmuştur.

1940’lardan sonra gelişerek artan aşı çalışmaları yüzyılın sonuna kadar yeni üretim ve uygulama yöntemlerinin geliştirilmesiyle kitlesel aşılamanın da artmasına katkıda bulunmuştur. 1900’lü yılların başında kullanılabilecek durumda 2 canlı (çiçek ve kuduz) ve 3 ölü (tifo, kolera, veba) aşı mevcutken bugün dünyada yaklaşık 30 hastalığa karşı aşı bulunmakta ve daha bir çok hastalığa karşı yeni aşılar geliştirilmektedir.

Referans :
Ceyhan M., Aşı Tarihi, Güncel Aşılama, Ed. Salman N., s. 6-13 İstanbul 2008

Aşılama çalışmaları Edward Jenner´den daha eskilere dayanır. 7. yüzyılda bazı Hintli Budistler yılan zehiri içerek onun etkilerine karşı bağışıklık geliştirmeye çalışmışlardır.

Bu yöntemle toksoid benzeri bir immünite oluşturmuş olabilirler. 10. yüzyılda Çin´de inokülasyon ve variolizasyon uygulandığına dair bazı yazılar vardır ancak yöntemler açık bir şekilde açıklanmamaktadır. 1742´de basılan bir Çin tıp kitabında (The Golden Mirror of Medicine) 1695´ten itibaren çiçek hastalığına karşı dört tip inokülasyon tekniğinden bahsetmektedir. Bu dört yöntem şunlardır: 1) Çiçek geçiren hastanın toz haline getirilmiş yara kabuklarının buruna tampon şeklinde uygulanması 2) Çiçek geçiren hastanın toz haline getirilmiş yara kabuklarının burnuna çekilmesi 3) Çiçek geçiren bir hastanın iç çamaşırlarının sağlıklı çocuğa giydirilmesi 4) Çiçek geçiren hastanın döküntülerinin içerdiği sıvının sıvandığı bir pamuğun buruna tamponlanması. Edward Jenner´in çalışmasından bir asır önce, yine Çin tıbbına ait diğer bir yayında çiçek hastalığına karşı korunmak için beyaz inek pirelerinin kullanımından bahsedilmektedir.
Variolizasyon, yani kurumuş çiçek döküntüsü cerahatinin, diğer bir kişinin cildine tatbik edilmesi yöntemi 16. yüzyılda Hindistan´da uygulanmaktaydı. İnek çiçeği hastalığı virüsü ile çiçek hastalığına karşı aşılama Jenner´in keşfine kadar Hindistan´da da uygulanmaktaydı. Variolizasyon İngiltere´ye 1721´de Lady Marry Wortley Montague tarafından tanıtılmıştır. İstanbul´da kaldığı süre içinde müslümanların variolizasyon tekniğini gözlemleyen Lady Montague, bu tekniği İngiltere´ye taşımıştır. Bu yöntem genel anlamda etkin olmakla birlikte, variolizasyon uygulanan kişilerin %2-3´ü bu yöntemle aldığı çiçek hastalığı nedeniyle hayatını kaybedebiliyordu. Variolizasyon tekniğinin tam olarak nereden kaynaklandığı net olarak bilinmemekle birlikte Orta Asya´da başlayıp batıya, Türkiye ve Avrupa´ya, yayıldığı tahmin edilmektedir.

Edward Jenner´in inek çiçeği aşısı çalışması, bir enfeksiyon hastalığının kontrol altına alınması açısından yapılan ilk bilimsel çalışmadır. İnek çiçeğine yakalananların daha sonra çiçek hastalığı geçirmediği çok bilinmiyordu. İki yüz yıldan daha uzun bir süre önce İngiltere´de çalışan bir hekim olan Edward Jenner, bebeklere bakım veren süt annelerinin, hastalığa

 

İnsanları hastalıklara karşı korumak amacıyla uygulanan aşılamanın tarihi eskilere dayanmasına rağmen, büyük toplulukların rutin olarak aşılanması özellikle 20. yüzyıl içinde uygulamaya girmiştir. Son 200 yıl içinde, Edward Jenner´in zamanından bu yana, aşıların yaygın olarak kullanımı ile 10 önemli hastalık en azından dünyanın belli bölgelerinde kontrol altına alınmıştır. Bu hastalıklar çiçek, difteri, tetanoz, sarı humma, boğmaca, Haemophilus influenzae tip b´nin neden olduğu hastalıklar, çocuk felci, kızamık, kabakulak ve kızamıkçıktır.
Aşılama çalışmaları Edward Jenner´den daha eskilere dayanır. 7. yüzyılda bazı Hintli Budistler yılan zehiri içerek onun etkilerine karşı bağışıklık geliştirmeye çalışmışlardır.

Bu yöntemle toksoid benzeri bir immünite oluşturmuş olabilirler. 10. yüzyılda Çin´de inokülasyon ve variolizasyon uygulandığına dair bazı yazılar vardır ancak yöntemler açık bir şekilde açıklanmamaktadır. 1742´de basılan bir Çin tıp kitabında (The Golden Mirror of Medicine) 1695´ten itibaren çiçek hastalığına karşı dört tip inokülasyon tekniğinden bahsetmektedir. Bu dört yöntem şunlardır: 1) Çiçek geçiren hastanın toz haline getirilmiş yara kabuklarının buruna tampon şeklinde uygulanması 2) Çiçek geçiren hastanın toz haline getirilmiş yara kabuklarının burnuna çekilmesi 3) Çiçek geçiren bir hastanın iç çamaşırlarının sağlıklı çocuğa giydirilmesi 4) Çiçek geçiren hastanın döküntülerinin içerdiği sıvının sıvandığı bir pamuğun buruna tamponlanması. Edward Jenner´in çalışmasından bir asır önce, yine Çin tıbbına ait diğer bir yayında çiçek hastalığına karşı korunmak için beyaz inek pirelerinin kullanımından bahsedilmektedir.
Variolizasyon, yani kurumuş çiçek döküntüsü cerahatinin, diğer bir kişinin cildine tatbik edilmesi yöntemi 16. yüzyılda Hindistan´da uygulanmaktaydı. İnek çiçeği hastalığı virüsü ile çiçek hastalığına karşı aşılama Jenner´in keşfine kadar Hindistan´da da uygulanmaktaydı. Variolizasyon İngiltere´ye 1721´de Lady Marry Wortley Montague tarafından tanıtılmıştır. İstanbul´da kaldığı süre içinde müslümanların variolizasyon tekniğini gözlemleyen Lady Montague, bu tekniği İngiltere´ye taşımıştır. Bu yöntem genel anlamda etkin olmakla birlikte, variolizasyon uygulanan kişilerin %2-3´ü bu yöntemle aldığı çiçek hastalığı nedeniyle hayatını kaybedebiliyordu. Variolizasyon tekniğinin tam olarak nereden kaynaklandığı net olarak bilinmemekle birlikte Orta Asya´da başlayıp batıya, Türkiye ve Avrupa´ya, yayıldığı tahmin edilmektedir.

Aşılar Nasıl Etki Eder?

Aşılar, vücudumuzun bağışıklık sisteminde edinsel bağışıklık (kazanılmış ya da özgül yanıt) oluştururlar. Vücudumuzun doğal bağışıklığını oluşturan elementler, hastalık etkenine özgül olmayan ve vücut, hastalık etkeniyle ilk karşılaştığında ortaya çıkan bağışıklıktır. Hastalık etkenine maruz kalındıkça ortaya çıkan ve belirli bir hazırlık süresi gerektiren edinsel bağışıklıkta ise cevap etkene özgül ve daha kalıcıdır. Bu edinsel bağışıklığın bellek özelliği sayesinde aynı etkenle vücut tekrar karşılaştığında daha hızlı ve güçlü biçimde bir savunma oluşur.

Aşıların da etki mekanizmasının temeli bu bellek özelliğine dayanır. Hastalıklara sebep olan mikropları veya bunların parçaları vücuda aşılandığında bağışıklık sistemi harekete geçerek, hastalık belirtileri göstermese de hastalık etkenine karşı antikor üretmeye başlar ve bellek hücrelerine etkenin özelliklerini kaydeder. Bunun sonucu olarak vücut tekrar bu etkene maruz kaldığında, bellek hücreleri hastalığa özgül antikorlar üreterek hızlı ve güçlü bir şekilde savunmaya geçer.

Farklı aşı tipleri bağışıklık sistemini farklı biçimde harekete geçirir. Bu sebeple de aşıların uygulanma sayısı, süresi ve pekiştirme gereksinimi aşı tipine göre değişmektedir.

Referans :
1) Centers for Disease Control, How Vaccines Prevent Diseases, CDC web sitesi, http://www.cdc.gov/vaccines/vac-gen/howvpd.htm#why, Erişim Tarihi: 26.07.2012
2) Badur S, Aşılar ve İmmün Sistem, Aşı kitabı, Ed. Badur S., s. 27-35, İstanbul 2011

Aşıların kazandırdıkları

Yakın tarihe kadar bulaşıcı hastalıklarla mücadelede insanlar salgınlar karşısında çaresiz kalırken, tıptaki gelişmelere bağlı olarak antibiyotiklerin bulunması bulaşıcı hastalıkların tedavisine önemli katkılar sağlamış ve etkili tedavi hizmetleriyle ölümlerin büyük ölçüde önüne geçilmiştir.

Koruyucu sağlık hizmetlerinde de besin ve su hijyeninin iyileştirilmesi ile pek çok hastalığın önüne geçilmiştir. Ancak bu önlemler hastalıkların sıklıklarını ve ölümleri azaltsa da ortadan kaldırmaya yeterli olmamıştır. Özellikle viral kaynaklı bulaşıcı hastalıklara karşı etkili ilaçların bulunamaması sonucu bu hastalıkların neden olduğu salgınların önüne geçilememiştir.

Geçen yüzyıldan itibaren yaygın olarak kullanılmaya başlanmış olan aşılar, hem bu tür bulaşıcı hastalıkların sıklığını azaltmış hem de bu hastalıklara yakalananların ölümlerinin önlenmesine önemli katkılar sağlamıştır.

 

    Aşıların toplumlara kazandırdıkları şu başlıklar ile özetlenebilir:

  • • Ölüm ve hastalıkların önlenmesindeki etkileri
  • • Demografik ve sosyal etkileri
  • • Bireylerin yaşam kalitelerine etkileri
  • • Ekonomik etkiler

 

Referans :
Akın L., Aşıların Kazandırdıkları, Aşı Kitabı, Ed. Badur S., s. 1-2, İstanbul 2011

Bağışıklama Güvenliği

Günümüz modern teknolojisi ile üretilen aşılarda yan etki olasılığı hiç yok denecek kadar azaltılmıştır. Aşı uygulandıktan sonra çok nadir olarak vücutta ve aşı yerinde bir takım yan etkiler oluşabilir.

Tüm ilaçlar gibi aşılar da, en sık lokal veya genel duyarlılık reaksiyonları olmak üzere, bazı yan etkilere yol açabilmektedir.

Aşı ilişkili yan etkiler genellikle lokal -uygulanan bölgede şişlik, ağrı, kızarıklık- ve kısa sürede kendiliğinden düzelen ateş, kırıklık, daha nadir olarak da nöbetler, anafilaksi gibi bazı sistemik yan etkilerdir.

Ancak koruyucu bir yaklaşım olan aşılarla ilgili yan etkiler, ilaç yan etkilerinden daha fazla bir duyarlılık ve redde yol açmaktadır. Ayrıca, hastalığın oluşması ile ortaya çıkabilecek ağır sonuçların yanında mukayese edilemeyecek derecede önemsiz kalmakta ve çok daha hafif olmaktadır.

Referansl
1) İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü, Sıkça Sorulan Sorular, http://www.istanbulsaglik.gov.tr/w/sb/bh/sikcasorulanasilar.asp, Erişim Tarihi: 26.07.2012
2) Şenol E, Aşı Güvenilirliği ve Aşı Yan Etkileri, Erişkin ve Pediyatrik Aşılar El Kitabı, Ed. Şenol E., s. 19,1. Baskı, Ankara 2011

Aşı ile Önlenebilir Hastalıklar

Aşı ile Önlenebilir Hastalıklar

Çocukluk döneminde karşılaşılan bulaşıcı hastalıkların önemli bir kısmı aşı ile önlenebilir hastalıklardır. Çocuklukta yapılan aşılar sayesinde ekonomik ve etkili bir yöntemle önlenebilen bu hastalıkların artık eradikasyonundan söz edilmektedir.

Çiçek hastalığının ve çocuk felcinin eradikasyonu başta olmak üzere, başarı ile yürütülen bağışıklama programları ile bulaşıcı hastalıklardan kitlesel anlamda korunma mümkün olacaktır.

Aşılama çalışmalarında hedeflenen, kampanya yaklaşımından yerel sağlık hizmetlerinin içinde rutin aşı uygulamasına geçiş yoluyla aşı ile korunabilir hastalıkların tamamen ortadan kaldırılmasıdır.

Referans :
İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü , Sağlıklı Nesiller Aşıyla Gelecek, İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü web sitesi, http://www.istanbulsaglik.gov.tr/w/sb/bh/asilarbulasici.asp, Erişim Tarihi: 26.07.2012

  • Boğmaca
  • Çiçek Hastalığı
  • Çocuk Felci
  • Difteri
  • Grip
  • HepatitA
  • HepatitB
  • HPV
  • Japon Ensefaliti
  • Kabakulak
  • Kızamık
  • Kızamıkçık
  • Kolera
  • Kuduz Hastalığı
  • Menenjit
  • Pnömokokal Hastalıklar
  • Rotavirüs
  • Sarı Humma
  • Suçiçeği
  • Tetanoz
  • Tifo (Kara Humma)
  • Tüberküloz
Aşıların Uygulanması

Aşı Uygulanmasında Genel Kurallar

İki canlı aşı aynı vizitte verilebilir, yapılamıyorsa arada en az 1 ay olmalıdır.

İki inaktif aşı aynı anda uygulanabilir, tercihen farklı bölgelere uygulanmalı, aynı bölgeye uygulanacaksa, iki enjeksiyon arasında, 0.5 cm’lik aralık korunmalıdır. İmmunglobulin verilmiş ise canlı aşı en az 3 ay verilemez.

Canlı aşı yapılmışsa en az 2 hafta immunglobulin verilemez.

İmmunglobulin canlı aşı uygulama kurallarının istisnası sarı humma ve oral polio aşısıdır.

Birden fazla doz uygulanan aşılar için (aynı aşının seri uygulamaları) önerilen en kısa araya dikkat edilmeli: “Erken yapmama kuralı”.

Aradaki süre aşılabilir; geç kalmamaya çalışılmalıdır ama gecikme olması durumunda “kaldığın yerden devam et kuralı” geçerlidir.

MMR (Kızamık, kızamıkçık ve kabakulak aşısı) aşısı-PPD (Tüberkülin testi) ile aynı gün yapılabilir ama aynı gün yapılmamışsa MMR yapıldıktan en az 1 ay sonra PPD yapılabilir.

Kortikosteroid < 2 mg/kg, inhaler, topikal preparatlar, kısa sureli kürler, gün aşırı doz şemalarında, tüm aşılar kısıtlama olmaksızın uygulanabilir.

Hasta, aşılanacağı hastalığı geçirmiş olsa bile aşı uygulanabilir.

Referans :
Şenol E., Aşı-Genel Kurallar, Erişkin ve Pediyatrik Aşılar El Kitabı, Ed. Şenol E., Ankara 2011

Aşılamaya Engel Oluşturmayan Durumlar

Kesin aşı kontrendikasyonları dışında yanlış olarak bilinen bazı durumlarda aşılanmanın geciktirilmesi gerekmez. Bu durumlar şunlardır:

Alerji veya astım (aşının belirli bir bileşenine karşı bilinen bir alerji dışında)

38.5° C’nin altında ateşle seyreden solunum yolu enfeksiyonu veya ishal gibi hafif hastalıklar

Ailede aşıyı takiben yan etki görülme öyküsü

Ailede konvülziyon, felç veya epilepsi bulunma öyküsü

Anne sütü alma

Kronik kalp, akciğer, böbrek veya karaciğer hastalıkları gibi kronik hastalıklar

Serebral palsi, Down sendromu gibi kalıcı nörolojik durumlar

Prematürite

Ameliyat öncesi ve sonrası

Malnütrisyon

Yenidoğan sarılığı öyküsü

Cilt üzerine krem/ merhem şeklinde ya da aerosol olarak solunum yoluyla veya lokalize (eklemiçi, tendoniçi) steroid kullanımı ya da ağız yoluyla düşük doz steroid kullanımı, (2mg/kg veya 20mg/gün dozundan az)

Bunların dışında, febril konvülziyon öyküsü olan çocuklarda, aşılama sonrası ateş görülebileceğinden, ateş çıkması beklenen dönemde ateş düşürücü verilmesi uygundur.

Ancak, unutulmamalıdır ki, alışılagelen aşı programları sağlıklı çocuklar için planlanmıştır. Bazı çocukların sahip oldukları özel durumlar, bu çocukların normal çocuklardan daha farklı aşılanmalarını gerektirebilir. Prematüre bebeklik, gebelik, kan ürünü alınması, kronik ilaç kullanımı ve ağır seyreden ateşli enfeksiyon hastalığı gibi bazı özel durumlarda, aşılama için doktorunuza başvurmanız gerekmektedir.

Referans :
İzmir İl Sağlık Müdürlüğü, Yanlış Kontrendikasyonlar, İzmir İl Sağlık Müdürlüğü web sitesi, http://www.ism.gov.tr/Asilanmaya_Engel_Olmayan_Durumlar.aspx, Erişim Tarihi: 26.07.2012

Türkiye’de Aşı Uygulamaları

Türkiye’de 1930’lardan itibaren kayıtlı bağışıklama programları yapılmış ve çiçek başta olmak üzere pek çok hastalığın yok edilmesi veya kontrol altına alınması konusunda önemli sonuçlar elde edilmiştir.

Sağlık Bakanlığı’nın yürüttüğü Genişletilmiş Bağışıklama Programı (GBP) kapsamında pek çok hastalığın ve bu hastalıklardan kaynaklanan bebek ve çocuk ölümlerinin ve sakatlıklarının engellenmesi hedeflenmektedir.

Genişletilmiş Bağışıklama Programı son yıllarda kapsamını daha da arttırmış ve bugün Boğmaca, Difteri, Tetanoz, Kızamık, Kızamıkçık, Kabakulak, Tüberküloz, Poliomyelit, Hepatit-B, Hemofilus influenza tip B ve zatürre aşılarından oluşan Aşı Takvimi, Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği aşıların pek çoğunu içeren ve dünyada en kapsamlı bağışıklama programlarından biridir.

2013 Sağlık Bakanlığı Çocukluk Çağı Aşı Takvimi’ne ulaşmak için buraya tıklayınız.

Referans :
1) Türkiye Halk Sağlığı Kurumu web sitesi, “Aşıyla Hastalıkları Aşıyoruz”, http://www.thsk.gov.tr/tr/index.php/haberler/411-asiyla-hastaliklari-asiyoruz, erişim tarihi: 20.11.2012
2) Sağlık Bakanlığı, Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Genişletilmiş Bağışıklama Programı Genelgesi, 2009/17, Ankara 2009
3) İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü, Bulaşıcı Hastalıklar Daire Başkanlığı, Genel Bilgiler, İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü web sitesi, http://www.istanbulsaglik.gov.tr/w/sb/bh/asilarbulasici.asp, Erişim Tarihi: 26.07.2012

Aşı Kontrendikasyonları

Aşı kontrendikasyonları yani aşıların yapılmaması gereken durumlar çok nadirdir. Fakat kesin kontrendikasyon durumlarında ilgili aşı uygulanmaz. Kesin kontrendikasyon ve önlem alınarak aşı yapılacak durumlarda aşı takviminin ne şekilde tamamlanacağı konusunda mutlaka doktorunuza danışınız.

Genellikle kontrendikasyon oluşturabilecek durumlar, örnek olarak, daha önce bir aşıya karşı gelişmiş anafilaktik reaksiyon, aşı içerisindeki bir maddeye karşı gelişmiş bir anafilaktik reaksiyon olabilir.

Ateşli veya ateşsiz seyreden ciddi hastalık durumlarında doktorunuza danışmalısınız.

Aşılamanın geciktirilmesini gerektirmeyen durumlar için “Aşılamaya Engel Oluşturmayan Durumlar” bölümüne bakınız.

Referans :
İzmir İl Sağlık Müdürlüğü, Genel Aşı Kontrendikasyonları, İzmir İl Sağlık Müdürlüğü web sitesi, http://www.ism.gov.tr/Asilarin_Yapilmamasi_Gereken_Durumlar.aspx, Erişim Tarihi: 26.07.2012

Aşı Sonrası İstenmeyen Etki

Her insan farklıdır ve aşılamaya karşı farklı şekilde karşılık verir. Bazen, aşı yapılan insan aşıya yanıt vermez ve aşının koruması gereken hastalığa yakalanabilir. Bir çok durumda, aşılar etkilidir ve yan etkiye neden olmazlar veya sadece aşı yerinde ağrı ve kızarıklık gibi çok hafif yan etkiler görülebilir.

Çok nadiren, insanlarda alerjik reaksiyonlar gibi daha ciddi yan etkiler ortaya çıkabilir. Bunu önlemek için aşılamadan önce herhangi bir sağlık sorununuz veya ilaç ve yemeğe karşı bildiğiniz bir alerjiniz varsa belirtmeniz önemlidir.

Aşı yapıldıktan sonra herhangi bir istenmeyen etki ile karşılaşırsanız bu durumu mutlaka doktorunuza bildiriniz.

Referans :
Centers for Disease Control, Frequently Asked Questions About Vaccine Safety, CDC web sitesi, http://www.cdc.gov/vaccinesafety/Vaccines/Common_questions.html, Erişim Tarihi: 26.07.2012

Erişkinlerde Bağışıklama

Erişkinlere Önerilen Aşılar

Çocukluk çağı aşıları tamamlanmamış bireylerde çocukluk çağı enfeksiyon hastalıklarına karşı duyarlılık olabilir. Aşıları çocukluk döneminde tamamlanmış bireylerde de bazı hastalıklarda belli zaman aralıklarında tekrar aşı yapılması gerekebilir. Sağlık Bakanlığı’nın erişkinlere önerdiği aşılar şu şekildedir.

Adölesan ve genç erişkinler için :
Tetanoz ve erişkin tip difteri aşısı (Td)
Kızamık-Kızamıkçık-Kabakulak (KKK)
Hepatit B

65 yaş ve üzeri için :
Tetanoz ve erişkin tip difteri aşısı (Td)
Grip
Pnömokok

Hamile kadınlar daha önce aşılanmamışlar ise 2 doz Td ya da tetanoz aşısı bir ay ara ile yapılır.

Referans :
İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü, Erişkinlerde Uygulanan Aşılar, İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü web sitesi, http://www.istanbulsaglik.gov.tr/w/sb/bh/asilar/eriskin_asi.asp, Erişim Tarihi: 26.07.2012

Seyahat Aşıları

Seyahate çıkmadan önce gideceğiniz ülkeye göre bazı hastalıklara karşı bağışıklanmanız gerekebilir. Böyle bir ihtiyacınız olup olmadığını öğrenmek için seyahatinizden en az iki hafta önce Aile Hekiminize Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü’ne danışabilirsiniz.

Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü web sitesi (http://www.hssgm.gov.tr/)

Sağlık Bakanlığı tarafından seyahat aşılaması önerilen hastalıklar şunlardır:

Sarı Humma : Sarı Humma bulaşma riski olan bölgeye seyahat edecek her yolcuya aşı olması tavsiye edilir.

Kolera : Risk altındaki ülkelere gideceklere tavsiye edilir. Aşı yapılsa bile yiyecek, su ve hijyenle ilgili sıkı önlemler alınmalıdır.

Tifo Aşısı : Tifo riskinin yüksek olduğu bölgelere gidecek yolcular, özellikle de bir aydan fazla kalacak kimseler, zayıf hijyen koşullarına maruz kalanlar ve Hindistan alt kıtasını ve antibiyotiğe dirençli organizmaların var olabileceği yerleri ziyaret edecek olan kimseler aşılanabilirler. Aşılanma yolculuktan bir hafta önce tamamlanmalıdır.

Japon Ensefaliti : Aşı hastalığın yaygın olduğu kırsal bölgelerde en az 2 hafta kalacak olan ve bir yaşın üzerindeki yolcular için gereklidir. Aşı seyahate çıkmadan 10 gün önce yaptırılmalıdır.

Menenjit Aşısı : Alt-Sahra menenjit kuşağındaki ülkelere gidecek tüm yolcular ile bulaşıcı hastalık riski altındaki öğrenciler aşılanmalıdır. Mekke’ye gidecek hacı ve umre ziyaretçileri için menenjit aşısı zorunludur. Hacılardan dörtlü aşı (A,C,Y,W-135) sertifikası talep edilmektedir. Aşı yolculuktan 2 hafta önce yapılmalıdır.

Tetanoz Aşısı : Tüm yolcular aşılanmalıdır.

Çocuk Felci ( Polio ) Aşısı : Poliomiyelitin hala mevcut olduğu gelişmekte olan bazı ülkelere gidecek tüm yolcular bir doz ağızdan polio aşısı ile aşılanmalıdırlar. Bu ülkeler: Pakistan, Hindistan, Nijerya, Çad, Sudan, Afganistan, Nijer, Orta Afrika Cumhuriyeti, Mısır, Benin, Burkina Faso, Fildişi Sahili, Botswana, Kamerun, Gana, Gine, Mali ve Yemen’dir. Aşı yolculuktan 4 hafta önce yapılmalıdır.

Hepatit B Aşısı : Aşı yüksek bulaşıcı hastalık tehlikesi bulunan bölgelere giden tüm yolculara uygulanmalıdır.

Hepatit A Aşısı : Aşı yüksek derecede hastalık riski olan bölgelere gidecek yolcular için tavsiye edilir, ayrıca hastalık kapma riski yüksek olanlar da aşı yaptırmaları için yönlendirilmelidirler.

Difteri : Çocukluk döneminde DTP (difteri/tetanoz/boğmaca) olarak yapılan aşı sonrası erişkinlere hem tetanoz ve hem de difteri aşısı yaklaşık olarak her 10 yılda bir uygulanabilir.

Kuduz : Yüksek risk altındaki, kuduz virüsü üzerinde çalışan laboratuvar çalışanları, veterinerler, hayvan bakıcıları ve vahşi doğa görevlileri ile kuduzun yaygın olduğu bölgelere seyahat eden veya buralarda yaşayan tüm bireylere ön bağışıklık için aşı uygulanır.

Grip : Mevsimsel (kış ve bahar) bir grip patlaması yaşayan herhangi bir bölgeye seyahat edecek tüm yolcular potansiyel olarak hastalığa yakalanma riskini taşırlar. Riskli bölgelere gidecek yolcular seyahatten 2 hafta önce bir doz grip aşısı yaptırmalıdır.

Referans :
İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü, Seyahat Aşıları, İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü web sitesi, http://www.istanbulsaglik.gov.tr/w/sb/bh/seyahatasi.asp, Erişim Tarihi: 26.07.2012

Riskli Gruplarda Bağışıklama

Çeşitli kronik hastalığı olan bireyler, bulaşıcı hastalıkların yayılma olasılığını arttıran ortamlarda çalışan veya yaşayan kişiler bazı hastalıklara karşı daha duyarlı olabilirler. Bu duyarlılık da hastalığa yakalanma riskini ve hastalığın seyir süresi ve ağırlığını etkileyebilir. Aşağıdaki durumlardan biri sizde varsa veya burada belirtilmemiş kronik bir hastalığınız veya özel durumunuz varsa daha fazla bilgi için doktorunuza danışınız.

Sağlık Bakanlığı’nın bağışıklama önerdiği bazı riskli durumlar ve aşılar şunlardır:

Kronik Hastalığı olanlar :
Diyabet, kronik kardiyovasküler ve pulmoner hastalık: Pnömokok, Grip Aşısı
Böbrek yetmezliği ve diyaliz: Pnömokok, Grip, Hepatit B Aşısı
Alkolizm, siroz: Pnömokok, Grip, Hepatit B Aşısı
Organ nakli: Pnömokok, Grip, Haemophilus influenzae (Hib) tip B Aşısı
Aspleni (Dalak olmaması veya çalışmaması): Pnömokok, Grip, Haemophilus influenzae(Hib) tip B, Meningokok Aşısı
HIV enfeksiyonu ve AIDS: Pnömokok, Hepatit B

Meslek grupları :
Sağlık personeli: Hepatit B, Grip, Kızamık-Kızamıkçık-Kabakulak(KKK)
Yuva personeli: KKK, Polio, Grip, Hepatit B, bağışıklığı olmayanlara Hepatit A
Laboratuvar personeli: Hepatit B
Yaralanma: Td
Hayvan ısırması: Td ve Kuduz Aşısı

Özel koşullarda yaşayanlar :
Huzurevinde yaşayanlar: Grip, Pnömokok, Hepatit B
Mahkumlar, akıl hastanesinde yaşayanlar: Hepatit B
Uluslararası seyahat edenler: Gidilen ülkeye göre uygun aşılar yapılır.

Referans :
İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü, Riskli Gruplarda Bağışıklama, İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü web sitesi, http://www.istanbulsaglik.gov.tr/w/sb/bh/asilar/riskli_grup.asp, Erişim Tarihi: 26.07.2012

Bu sayfadaki bilgiler yalnızca bilgilendirme amaçlı olup, tanı ve tedaviye yönelik kesin bilgi içermemektedir.